Create a free blog, web site, photo album, guestbook, earn money, share things with your friends!
Login | Sign Up 
seLcen

çoraplarım nerde=D


ADAM: Çorabım nerede?

KADIN:bilmiyorum, hiç aramadı.


ADAM:Kusura bakma sevgilim, ben çıplak ayakla hiçbir espiriye gülemiyorum.


KADIN:O zaman çorabını giy, zira ben espiri yapmaya devam ediceğim.


ADAM:bulabilsem giyeceğim.


KADIN: Ohalde çorabını bulunca haber ver


ADAM:son kez soruyorum çorabım nerede?


KADIN: hayatım çorabını rehin almışım gibi davranma. Ne bileyim ben .
Aynı evde yaşmaya başladığımızdan beri sen hep bu soruyu sorarsın ve
ben hep aynı yanıtı veririm: Çoraplarının takipçisi değilim.


ADAM:Ama ben değişik bir yanıt alma umudumu umutsuzca sürdürüyorum.


KADIN:Çoraplarını birbirine sokup top yaptıktan sonra evin en ücra köşesine atmaktan vazgeçsen daha iyi değilmi?


ADAM:Lütfen şu çorap brifingine bir son verebilir misin ?


KADIN:bu telaşının sebebi nedir acaba ?


ADAM:Geç kaldım.


KADIN: Nereye?


ADAM:Gitmem gereken yere


KADIN: Neresi orası?


ADAM:Bilmiyorum.


KADIN:Bilmediğin bir yere nasıl gideceksin ?


ADAM:Tarif üzerine.


KADIN:Gürbüz.......


ADAM:Efendim ?


KADIN: Ne oluyor?


ADAM:Yok biey çorapsızım ve geç kaldım hepsi bu.


KADIN:Kiminle buluşucaksın ?


ADAM:Bilmiyorum.


KADIN:Bilmediğin bir yerde tanıamdığın birisiyle buluşmaya gidiyorsun ?


ADAM:Evet. Ayrıca çorabımın nerede olduğunu bilmiyorum.Bugün hiçbişey bilmiyorum.


KADIN:Gürbüzcüüm sinirlenmeye başlamamın senin için bir sakıncası varmı ?


ADAM:Hayır yok, zaten ben de sinirliyim.


KADIN: Nereye gidiyorsun be adam?!


ADAM:Bir okurumla buluşacağım. beyoğlunda bir cafede.


KADIN:Okurunla ha ? Bir tahminde bulunmak istiyorum izninle, bu bir KADIN değil mi ?


ADAM:Bilmiyorum.


KADIN:Bir şeyide bil be ADAM!?


ADAM:Bana ikinci kez "ne ADAM" dedin. istersen üçüncü hakkını kullanma!


KADIN:O zaman sende biraz daha açıklayıcı konuşmaya başka istersen. mesela bu okurunun adı ne ?


ADAM: Nurten.


KADIN:Adı nurten ama sen KADIN olup olmadığını bilmiyorsun?


ADAM:Canım sadece isimden bunu anlayamazsın ki. Benim bi arkadaşım vardı mesela ismi Gülten'di.


KADIN:Ve erkekti öyle mki ?


ADAM:Hayır kadındı ama bir sürü erkek adaşının olduğundan söz etmişti......


KADIN:Gürbüz sabrımın sınırını merak ediyorsan hemen seni aydınlatıyım,
tam ordayız. Yani bir adım daha atarsan sınırdışı olacaksın haberin
olsun! Nerede tanıştınız bu kadınla ?


ADAM:Henüz tanışmadık, tanışmaya gidiyorum işte.


KADIN:İyi de tanışma isteğini bi şekilde belli etmiş olmalı değil mi ?
yoksa sen hiç bilmediğin birinin seninle tanışmak istediğini nerden
bileceksin ?


ADAM:Bu kız ya da erkek , her neyse bana sürekli mail gönderiyordu ve
hep tanışma isteğini dile getiriyordu, sonunda bende tamam buluşalım
dedim... Olay bundan ibaret


KADIN:.....Güzelll.


ADAM:..........................


KADIN:Bir cafede ha ?


ADAM:Evet.


KADIN:Hoş bir kahve kokusu .... Beyoğlun'da olduğuna göre, entelektüel
bir hava..... Belki uzaktan duyulan bi pipo aroması......Dipten gelen
enstrümantal bir etnik müzik.....Ve bir yazarla bir okuruyn tadına
doyulmaz edebiyat sohbeti.


ADAM:Çok güzel anlattın, bir tek şey dışında çorapsız bir yazarla bir okurun sohbeti .


KADIN:Akşam da bir bara gidersiniz herhalde.


ADAM: Saçmalama.


KADIN: Ne var bunda canım ? daha Nurten Kadın olum olmadığı bile belli değil.


ADAM:.......Başka temiz çorap da yok, Allah kahretsin.


KADIN:Canım bu kadar sıkı giyinmene gerek yok zaten. belkide yakında soyunacaksın.


ADAM: Nasıl yani?


KADIN: Nurten kadınsa yani !


ADAM:Biraz abartmıyor musun ?


KADIN: Sevgilim eğer uygun bir bulamazsanız buraya getir, ben anneme giderim ne olcak ?


ADAM:Karıcığım ben bir yazarım ve bir okurum benimle şahsen tanışmak
için yoğun bir çaba harcadı. Ben de sonunda tanışmayı kabul ettim,
bütün meselebundan ibaret lütfen bilimkurgu hikayeleri anlatma


KADIN:Tabi canım tabi.... O yüzden bir saattir gözünün önündeki çorapları görmüyor ve boncuk boncuk terliyosun.


ADAM:Hani çoraplar?AAAaa.......ma
...
Date: 27 May 2008, Tuesday
Comments (0) | Add Comment | More




CV örneği


Tamamen gerçek bir olay!!Yaşanmış bir iş
başvuru hikayesi Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mustafa Özel'in köşesine
taşıdığı, yaşanmış çok ilginç bir iş başvurusu hikayesi:



Alttaki işbaşvuru formunu dolduran Mehmet Tartar'ın başvuru formuna yazdığı cevaplar:



1. Adınız Soyadınız:

Mehmet Tartar



2.Yaşınız:

Yirmi sekiz.



3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için Başvuruyorsunuz?

Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş

olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.



4. Düşündüğünüz ücret:

Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kardan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün
değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.



5. Eğitiminiz?

İdare eder



6. Son işiniz

Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.



7. Son ücretiniz:

Hak ettiğimin çok altında.



8. Önemli başarılarınız:

Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum

var; evde sergiliyorum.



9. İşten ayrılma sebebiniz:

Bkz. Cevap 6.



10. Size ulaşabileceğimiz saatler:

Banka atm'si gibiyim: 7/24.



11. Çalışmak istediğiniz saatler:

Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.



13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?

İşverenim olsa burada olmazdım.



14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel Mİ?

Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.



15. Otomobiliniz var mı?

Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye

sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.



16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?

Madalyam yok ama lotoda iki kere 3 tutturdum.



17. Sigara içiyor musunuz?

Otlanacak bir enayi bulabilirsem.



18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?

Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.



19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?

Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.



20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?

Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:

a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.

b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..



Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı



Yazıyı Gönderen:peryy
...
Date: 27 May 2008, Tuesday
Comments (0) | Add Comment | More

GÜNÜMÜZ BEDDUALARI


Bilgi İşlem Bedduaları



Mouse'un kırıla.

Tıklayamayasıca...

Hatların kopa da hiç bir yere bağlanamayasın.

Disk'lerin "crash" ola...

File'larına virüs bulaşa...

Networklerden atılasın.

Database'in patlaya...

Security key'lerin deşifre ola.

Back-upların bozulsun da geçmişe dönemeyesen.

Kartuşun bite





Ekonomik Beddualar



Repo'da açığa düşesen, faiz sana zarar yaza.

İMKB 100 endeksin 1600 direncini kıramaya.

Uygun kur bulmaya, pozisyon açığına düşesen

Reuters'in arızalana, rate'leri izleyemeyesen.

Paran aracı kurumda kala, iç edile; Dövize endeksli kredi alasan.

"Zede"lenesen Merkez Bankası para piyasalarına müdahale ede.

O sırada sen de orada olasan, halden anlamayan bireysel danışmana denk düşesen

Sabah seansında endeks hızla düşe sen panik olup kağıt çıkarasın, ikinci seansta endeks kendini toplaya ama iş işten geçmiş ola.

İMF'nin gazabına gelesen...

Aldığın dolarlar sahte çıka..





Diğer Beddualar



Araba kullanırken cep telefonuyla konuşasan sonrada trafik polisine yakalanasan

Ucuza aldım diye sevindiğin araban çalıntı çıka.

Marti'yi okuyup ruhi bunalıma giresen.

Silikonların patlaya inşallah...

Hem fikir, hem zikir suçlusu olasan.

Ne yersen ye asit yapa ağzında, bir "falım" çiklet bulamayasın.

Kapsama alanı dışında kalasan.

Susurluk Skandalı'na adın karışa.

Medyalara gelesin inşallah Talk showlara, reality showlara çıkasan imajin sarsıla.

Tam otomatik çamaşır makinen kireçlene, bir gram Calgonit bulamayasın.

Önce Reha Muhtar'la İtiraf'a sonrada Karar Anı'na çıkasın...

Televolelere çıkasın, özel hayatın kalmaya...

Dağın başında araban bozula, kontörün bite

Hazır Kart'ın Özgür kızı gibi bi karıya düşesen...

BBG'ye katılasın, sonuncu olasın..
...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

EY TÜRK KADINI!


Birinci vazifen bulaşık, çamaşır ve kocana

sahip çıkmaktır.Mevcudiyetinin yegane temeli

budur.Kocan en kıymetli hazinendir. Seni bu

hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve

görümcelerin olabilir. Birgün evliliğini

kurtarmak mecburiyetine düşersen vazifeye

atılmak için bulaşık ve çamaşırı düşünmeyeceksin.

Bu durum elektriğin ve suyun kesildiği anda

ortaya çıkabilir.Evliliğine tecavüz etmek isteyen

kaynanan görümcelerin ve hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin
mümessili olabilirler. Hayatta kılıbık kocan zor bir ihtimalde olsa da
başka bir bayana göz dikmiş olabilir. Aileniz fakru zaruret içinde

harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey asil Türk kadını işte bu ahval ve
şerait içinde dahi vazifen yuvanı kurtarmaktır. Anasının kuzusu olan
kocanı adam etmek senin elindedir. İhtiyaç duyduğun merdane dolabın sol
üst köşesinde

saklıdır
...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (1) | Add Comment | More

İSTANBUL'UN TRAFİK KURALLARI


* YoL verilmez, alınır. Eğer bir garajdan ya
da otoparktan direkt yola çıkacaksanız, araçların size yol vermesini
beklemek hayalcilik olur. Burada kural, bodoslama yola fırlamaktır.
Merak etmeyin, hızla gelen araçlar "Zınk!" diye duracaklardır.



* Mecbur kalmadıkça kimseye yol verilmez. Amaç ulaşılacak yere bir an
önce varmaktır. Asla yol verilmez. Çok mecbur kalınırsa hafiften hız
düşürülür. Yavaşlamanıza sebep olan araçlara bağırmak en tabiî
hakkınızdır.



* Yeşil ışığın yanması asla beklenmez. Işıklarda beklerken vites asla
boşa alınmaz. Birinci vitese takılır ve bir ayak debriyajda tutularak
araba bağırttırılır, iyi bir istanbullu yeşilin yanacağını hisseder ve
yanmadan geçer. Yeşil ışık birkaç saniye sonra nasıl olsa yanacaktır.
Eğer ışıkta bekleyen diğer araçlar sizin önünüzdeyse, sarı yanmadan
koraya köküne kadar basılır ve "Hadi be, yürüsene!" diye bağırılır.



* En sağ şerit emniyet şeridi değil, acelesi olanların şerididir. Eğer
trafik tıkanmışta en sağ şeritten huzur ve güven içerisinde
gidebilirsiniz.



* Sinyal vermek delikanlılığa sığmaz. Durmak isteyen veya dönüş yapmak
isteyen istediği zamanda ve yerde durabilir ya da dönebilir. Arkadan
gelen araçlar bunu altıncı hisleriyle hissetmelidirler. Hissedemezlerse
arkadan vururlar ve suçlu duruma düşerler.



* Ağır vasıtaların yeri en sol şerittir. Sadece onlar değil, bütün
ticarî araçlar sol şeritten giderler. Küçük ve hafif binek otolar
onlara her zaman yol vermeli ve saygıda kusur etmemelidirler.



* Ambulanslar acelesi olanlar için faaliyet göstermektedir. Sirenlerini
açmış, son hızla giden bir ambulans görürseniz hemen arkasına takılın.
En kısa zamanda varacağınız yere ulaşırsınız. Bu son derece doğal ve
sık başvurulan bir uygulamadır, zaten o ambulans da âcil servise hasta
değil, televizyondaki maça taraftar taşımakta veya Ramazan'daysa iftara
oruçlu yetiştirmektedir.



* Korna çalmak en tabu hakkınızdır. Onu sık sık kullanın. Dünyanın
parasını verip fıstık gibi bir otomobil satın almışsınız. Kornasını
yeteri sıklıkta çalmazsanız oksitlenme yapabilir. Ayrıca az korna
çalanlar istanbul trafiğinde hemen farkedilir ve dışlanırlar. En son
korna makamlarını minibüs şoförlerinden öğrenebilirsiniz.



* Sollayacaksan önce sıkıştır. Bir araç sollanacaksa, arkadan sellektör
yapılmalı ve aracın tamponuna değecek kadar yanaşılmalıdır. Böylece
sollanacak kişi arkadakinin niyetini anlar ve kenara çekilir.



* Yol çizgileri sollama zevkini artırmak için vardır, istanbul'da
kesinlikle tek bir hat üzerine yol alınmaz. Devamlı şerit
değiştirilerek sollama yapılır. Yoldaki çizgiler sollama yapmamızı
kolaylaştırır.



* Farlar hava iyice kararmadan yakılmaz. Gündüz vakti farlarını yakanlar olursa, diğer sürücüler tarafından anında uyarılırlar.



* Selektör şoförün eli ayağıdır, her zaman kullanılmalıdır. Bazen bir
teşekkür, bir uyarı, kızgınlık için sellektör yapmadan araç kullanan
iyi şoför olamaz.



* Bayan şoförlerin İstanbul'da trafiğe çıkmaya hakları yoktur. Erkek
sürücüler her fırsatta bu kaideyi hatırlatmalı, bayan sürücüleri
devamlı sıkıştırarak zor durumda bırakmalıdırlar. Bu kurallara dikkat
edelim, uymayanları uyaralım.



* istanbul'da hız sınırlaması yoktur. Mahalle aralarında pati çekilip spin atılabilir, son sürat gidilebilir.



* Sürücüler her zaman haklıdırlar. Yayalar yayalığını bilmeli, ona göre
davranmalıar. Yaya geçidi, yayaların geçiş üstünlüğü gibi kavramlar
istanbul'da geçerli değildir.
...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

GARİP TÜRK HUYLARI


1. Kağıt mendili kumaş mendil gibi günlerce buruşuk şekilde cebinde taşır.



2. Rüzgarlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.



3. Serçe parmağını kulağına sokup iyice sallayarak karıştırır.



4. Ancak bir Türk gazete bulmacasını hep başkalarına sora sora
çözebilme becerisini gösterip , kendisi çözdü diye sevindirik olabilir.



5 . Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kağıtlar yapıştırır.



8. Soba borusu aktığında yoğurt kaplarını telle soba borusuna bağlar.



9. Nezle olunca tuvalet kağıdını uzun bir şerit yaparak kullanir.



10. Diş fırçasıyla dişini fırçalamayıp da saçını boyamak için kullanan birini görürseniz , o saçını seven bakımlı bir Türk'tür.



11. Konuşma yeteneği olan hayvanlara ilk olarak küfür etmesini öğretir.



12. Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine arkadaşlarına havlu
tutturarak giymeye çalışıp bir de arkadaşlarına "bakmayin lan" diye
çıkısır.



13. Çorabının kirlenip kirlenmediğini burnuna götürerek kısa süreli koklayarak anlayan kişi temizliğine düşkün bir Türk'tür.



14. Daha birinci telefon zili çaldığında telefonun başına dikilir ama açmak için ikinci kez çalmasını bekler.



15. Bir dükkana girip , onun bunun fiyatinı sorduktan sonra "abi araba
beş dakka dursun, ben hemen gelicem" deyip, 2 saat sonra gelir.



16. Cebinden çıkardıgı paraların içinde en eskisini özenle arayıp bulduktan sonra para üstü verir.



17. Trafikte ambulansın peşine takılarak sıkışıklıktan kurtulup ,uyanıklık yaptığinı zanneder.



18. Kağıt paraların üzerine not alır ve parayı harcadığı için notu
kaybeder ve ya elden ele dolaşacagını bildiğinden komik yazilar yazar.
( Paranın ön yüzüne tehlike anında arkayı çeviriniz

yazıp anında çevirince de şimdi değil salak tehlike anında yazanlardan bahsediyoruz .)



19. Çocuğu yanlışlıkla elini kestiği veya düştüğü için agladığında elini kesti veya düştü diye çocuğunu döver.



20. Taksi tuttuğunda taksicinin yanına oturur .Eğer üç dört kişi taksi tutuyorsa , taksi parasını veren kişi ön koltuğa oturur.



21. Kürdanla dişini karıştırıp önce çıkarıp bakar , sonra tekrar ağzına koyar.



22. Ütü fişi , teyp fişi veya televiyon fişi kablosunun bakır teli
dışarı çıkmış ise çocukları elektrik çarpmasın diye bakir teli
selobantla yapıstırır.



23. Ailece televizyon izlenen bir evde kumanda babanın elindeyse ve o ne izlerse diğerleri de onu izlemek zorunda kalır.



24. Çantasının içinde yeni tanıştığı birisine bile çekinmeden göstermek
üzere en güzel fotoğraflarını ve aile albümünü taşıyan birisini
görürseniz hemen boynuna sarılmayın yoksa çantayı kafanıza
yiyebilirsiniz , çünkü o kişi bir Türk kızıdır.



25. Bir Türk esnafı , müşterisinden aldığı parayı önce iki ucundan
tutup iki defa gerginleştirir daha sonra da güneşe veya ışığa doğru
tutup bakarak sahte olup olmadığını anlar.



26. Evin bir odasının ampulü patladığı zaman yenisini almayıp da fazla kullanmadıgı bir odanın ampulünü onun yerine takar.



27. Evinde bulunan saksıların dibini kültablası olarak kullanır.



28. Dişlerini gazoz açacağı , fındık ve ceviz kıracağı olarak kullanır.



29. İşinde iyi olan birisini överken hakaretle iltifat eden bir
Türk'ten başkası olamaz. (Şerefsizin oğlu ne iş yapmış be kardeşim,
helal olsun)



30. Aracın sinyal lâmbaları dururken kolunu çıkararak "dönüyorum" hareketi yapar.



31. Yemeğin etini en sona birakir.



32. Dingildeyen bir masanın ayağına kağıt sıkıştırma fikri bir Türk'ündür.



33. Dişlerinin arasından "viij viij" diye ses çıkarır.



34. Tv'de film seyrederken filmin oyuncularıyla muhatap olan (dur oraya gitme öldürecekler seni) Türk sinema severlerdir.



35. Arabasına öküz, köpek, horoz sesli korna taktırma fikrinin patenti bir Türk'e aittir.



36. Gazete kağıdını en iyi şekilde kullanır.(Cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi )



37. Plastik yoğurt kabını saksı yapar.



38. Arabasının arkasına yazı yazar .(Rahmetli de sollardı, tek rakibim THY, kroyum ama para bende)



39. Uçakta bulunan tanıdıklarına uçak havalandıktan sonra görmeyeceğini bildigi halde el sallar.



40. Çiğnediği sakızı daha sonra çiğnemek üzere kafasındaki tülbende yapıştıran bir Türk kadınından başkası değildir.



41. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için iki büklüm kıvranır.



42. Desenlerini çok beğenerek aldığı yeni bir mobilyanın üstünü başka bir örtü örterek kullanır.



43. Geçirdiği bir trafik kazasından sonra kanlar içinde çıkıp,çarpılmış arabasına üzülür.



44. Tüp kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye kibrit yakıp kontrol eder.



45. Otoyolda, otomobilin gaz pedalına tuğla koyup, yorulmadan kullanma fikri bir Türk'ündür.



46-Yeni aldığı bir elektronik aletin etiketini çıkarmadan kullanır ( cep tel şeffaf bantla,otoyu kalite kontrol etiketiyle vs.)
...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

Türk yaLanLarı


Kalsaydınız bişeyler yerdik...

Vallaha sarıda geçtim memur bey...

Kazanmak önemli diil mühim olan yarışmaya katılmaktı...

Dünya ahiret bacımsın...

...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

Çıldırtan Müşteri




Tüketici hakları konusunda
Müşteri her zaman haklı mı? sorusunu irdelerken çeşitli
ülkelerdeki mahkemelik olayları araştırmışlar ve
bulunan belgelerden birisi. Olay gerçek... WordPerfect (Bilmeyenler için yazıyorum, bilgisayarı
-elektrikli- daktilo gibi yapan bir programın
yapımcısı)... Bu şirketin müşteriye yardım hattında
banda alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız: Bu
konuşma sonrası WordPerfect görevlisi işinden kovuluyor.
Kovulan görevli WordPerfecti kendisini "Gerekçesiz"
işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu
konuşmanın deşifresi. -WordPerfect yardım hattı,



-buyurun,
nasıl yardımcı olabilirim.
-WordPerfect`te bir sorun
oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden
bütün kelimeler gitti.
-Gitti
mi?
-Yok oldu!
-Ekranda şu anda ne
görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey
mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala
WordPerfect programında mısınız yoksa programdan
çıktınız mı?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir
"C" harfi görüyor musunuz?
-Bir "hece"
mi..
-Boş verin. Ekranda yanıp sönen bir çizgi var
mı?
-Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
-Monitör
üstünde yanan bir lamba var mı?
-Monitör
ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi.. Çalıştığını
gösteren küçük bir lamba var
mı?
-Bilmiyorum.
-Monitörün arkasına bakın, oraya
bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor
musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin
duvarda elektriğe bağlı mı bana
söyleyin.
-Bağlı.
-Harika. Monitörün arkasına
bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane
mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar mısınız, ikinci bir
kablonun da bağlı olması lazım.
-Evet
buldum.
-Tamam, şimdi onu takip edin bilgisayara
bağlı mı diye bakın.
-Kabloya
ulaşamıyorum.
-Ulaşmayın, bağlı mı diye bakabilir
misiniz?
-Olmuyor.
-Bir şeyden destek alıp eğilip
bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert
değil, karanlık olduğu için
bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin ışıkları kapalı,
pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını
yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler
kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım..! (kısa bir
sessizlik) Bilgisayarın kutusu, kitapları her şeyi
duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Şimdi bilgisayarı
sökün, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız
dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kötü
mü?
-Korkarım öyle!
-Peki tamam. Onlara ne
diyeceğim?
-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar
aptalım" diyeceksiniz. işte böyle, kolay gelsin....."

...
Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

Su gißi oL


Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel,
su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez...

İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül,
ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...

Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin...
Gürültünün parçası olursun sadece.

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada,
lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler...
Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!

Ormandaki hiç bir...
Date: 22 June 2007, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

eL bombası=D


Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının aletleri kopmuş.
Sebebini soranlara Temel anlatıyor :
-El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi,
piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş,
öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz..
.Bummm!
Date: 02 June 2007, Saturday
Comments (0) | Add Comment | More


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 

Sponsor


Latest Entries

çoraplarım nerde=D
CV örneği
GÜNÜMÜZ BEDDUALARI
EY TÜRK KADINI!
İSTANBUL'UN TRAFİK KURALLARI

My Photos

Inube Slide Show

Popular Articles

Okuma Alışkanlığı
Laf sokma sanatı ... part 2... :)
profesör ve öğrencisinin diyaloğu;)
DiKkAt YaZıLı VaR!!!
bayanlar teknik direktör olursa

Latest Comments

berennn: yaaaa ne sacmalıonuzzz yaaa...
berennn: yaaaa ne sacmalıonuzzz yaaa...
gonca: bence idare eder fene diğil y...
hasan: hade lan bune bole brs daha uz...
hasan: sie...
KaRdeLen RadcLiffe: Çok teşekkürler ödevime ya...
Fatih: Size çok tşk eddiyorum ödev...
elif nur: bence çok güzel olmuş ödev...
kadir: hohhohoohoohohohoooohhhhhooooo...
kadir: nabesin tize...

My Friends

sualtiumidinmutfagiprencesssilentscream

Search